Erdoğan Rejiminin Bedeli: Türkiye’nin Yolsuzluk Bataklığına Sürüklenişi
Türkiye’nin 2025 Dünya Yolsuzluk Algı Endeksi’nde 182 ülke arasında 124. sıraya gerilemesi, herhangi bir istatistiksel dalgalanma ya da küresel konjonktürün tesadüfi bir yansıması değildir. Bu tablo, Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde inşa edilen ve yıllar içinde adım adım tahkim edilen otoriter rejimin kaçınılmaz sonucudur. Uluslararası endekslerin işaret ettiği bu çöküş, Türkiye’nin nasıl santim santim hukuksuzluğa, denetimsizliğe ve kurumsal çürümeye sürüklendiğinin soğukkanlı bir kaydıdır.
Türkiye’nin 2025’te aldığı 31 puan, ülkeyi Belarus ve Özbekistan gibi otoriter yönetimlerle aynı ligde konumlandırırken, bu düşüşün ayrıntıları Transparency International tarafından yayımlanan endeks sayfasında açıkça görülmektedir. Rapora doğrudan bakıldığında, 2013’te 50 puanla görece daha iyi bir konumda olan Türkiye’nin, Erdoğan rejimi boyunca kesintisiz ve sistematik bir düşüş yaşadığı gerçeği saklanamaz. Bu, kötü yönetimin değil; rejimin bilinçli tercihiyle yaratılan çürümenin sonucudur.
Yargı Sustukça Yolsuzluk Büyüdü.
2013 yılı, bu çöküşün başlangıç noktasıdır. Yolsuzluk iddialarının üstünün örtülmesi, soruşturma dosyalarının kapatılması ve savcıların görevden alınmasıyla birlikte Türkiye’de artık mesele yolsuzluğun varlığı değil, yolsuzluğun soruşturulmasının yasaklanması hâline gelmiştir. Tam da bu dönemde Erdoğan iktidarı, hukuku bir denetim mekanizması olmaktan çıkarıp, iktidarı koruyan bir kalkan hâline getirmiştir. Endekslerdeki düşüş, tam olarak bu siyasal müdahalelerin ardından ivme kazanmıştır.2016 sonrasında ilan edilen olağanüstü hâl ve onu izleyen süreç, Türkiye’de kurumsal çöküşü kalıcılaştıran ikinci büyük kırılma olmuştur. On binlerce yargı mensubunun tasfiye edildiği, mahkemelerin yürütmenin uzantısına dönüştürüldüğü bu dönemde, hukukun temel işlevi hesap sormak,fiilen ortadan kaldırılmıştır. Yolsuzluk algısının derinleşmesi, bu hukuki tasfiyenin doğal sonucudur. Zira yargı bağımsızlığı yoksa, yolsuzluk yalnızca artmaz; normalleşir.
Denetimsiz Devlet, Sınırsız Yağma.
2017 referandumu ile yürürlüğe sokulan başkanlık sistemi, Türkiye’yi yalnızca siyasi olarak değil, kurumsal olarak da çökerten bir eşik olmuştur. Meclis’in denetim yetkileri budanmış, Sayıştay raporları etkisizleştirilmiş, kamu ihaleleri kapalı devre bir rejim ekonomisine dönüştürülmüştür. Bu yapı içerisinde yolsuzluk bir istisna değil, sistemin işleyiş biçimi hâline gelmiştir. CPI verileri, bu dönemde Türkiye’nin puan kaybının hızlandığını açıkça göstermektedir.
Bu çöküş yalnızca ekonomik ya da idari değildir; insan hakları ihlalleriyle doğrudan bağlantılıdır. İfade özgürlüğünün bastırıldığı, bağımsız medyanın susturulduğu, gazetecilerin ve sivil toplumun kriminalize edildiği bir ülkede yolsuzluk kaçınılmazdır. Çünkü yolsuzluk, karanlıkta yaşar. Erdoğan rejimi, bu karanlığı bilinçli olarak üretmiş; eleştirel tüm kanalları kapatarak yolsuzluğun üzerini kalın bir sis perdesiyle örtmüştür.
Yağma Düzeninin Uluslararası Tescili
Uluslararası raporların vurguladığı bir diğer nokta da, Türkiye’de denetim mekanizmalarının kağıt üzerinde var, fiiliyatta işlevsiz hâle gelmiş olmasıdır. Savcılık makamı soruşturmayan, yargı hüküm kurmayan, meclis hesap sormayan bir yapıya dönüştüğünde, yolsuzluk artık münferit bir suç olmaktan çıkar; devlet pratiğine dönüşür. Türkiye’nin 2025 endeksindeki yeri, işte bu dönüşümün aynasıdır.Küresel ölçekte bazı ülkelerde de gerilemeler yaşandığı doğrudur; ancak bu gerçek, Türkiye’nin durumunu hafifletmez. Aksine, Türkiye’nin otoriter rejimler ligine düşmesi, Erdoğan iktidarının ülkeyi hangi eksene savurduğunu gösterir. Stockholm Center for Freedom’ın değerlendirmelerinde de vurgulandığı üzere, Türkiye’nin 124. sıraya gerilemesi, demokratik ülkelerden kopuşun somut bir göstergesidir.
Bugün gelinen noktada ortada bir başarısızlık hikâyesi değil, hesap sorulmayan bir suç düzeni vardır. Yolsuzluk Algı Endeksi, bu düzenin uluslararası ölçekte nasıl algılandığını ortaya koymaktadır. Erdoğan rejimi, Türkiye’yi yalnızca ekonomik yoksulluğa değil, hukuki ve ahlaki bir çöküşe sürüklemiştir. Bu tablo, gelecekte kurulacak her adalet masasının önünde duracak bir delildir.
Türkiye’nin yolsuzluk bataklığına saplanışı, unutulacak bir istatistik değil; tarihe düşülen bir nottur. Ve bu not, kimin neyi, nasıl ve hangi bedellerle yaptığını açıkça yazmaktadır.

Social Plugin