Güncel Haberler

6/recent/ticker-posts

Erdoğan Rejimi ile Türkiye’nin Kokain Ticareti Merkezi Haline Gelmesi: Çöküşün Anatomisi.

Türkiye'nin küresel kokain ticaretindeki büyüyen rolü
Muhalif Haber Özel Dosya Kokain • Kara Para • Mafya-Siyaset

Organize suç • Uyuşturucu rotaları • Devlet kurumları

Erdoğan Rejimi Altında Türkiye’nin Kokain Rotasındaki Yükselişi

Brüksel merkezli düşünce kuruluşu InstituDE’nin yayımladığı rapora göre Türkiye, küresel kokain ticaretinde kilit bir transit ülke hâline geldi. Her yıl yaklaşık 2,9 ila 5,8 milyar dolar değerinde kokainin Türkiye üzerinden geçtiği tahmin ediliyor.

Raporda, bu tablonun başlıca nedenleri olarak sistematik yolsuzluk, hükümetin yargı ve kolluk kuvvetlerine müdahalesi ve hukukun üstünlüğünün zayıflaması gösteriliyor.

Türkiye’nin gevşek ikamet ve vatandaşlık düzenlemeleri, yargıdaki yaygın yolsuzlukla birleşerek kokain kaçakçılığı gibi yasa dışı faaliyetlere uygun bir zemin oluşturuyor. Bu faktörler, organize suç örgütlerinin ülkeyi küresel uyuşturucu trafiği için cazip bir merkez hâline getirmesine olanak tanıyor.

2,9–5,8 milyar $ Her yıl Türkiye üzerinden geçtiği tahmin edilen kokainin değeri
Transit merkez Latin Amerika’dan Avrupa ve Orta Doğu’ya uzanan yeni güzergâh
Üçlü zemin Yargı müdahalesi, sistematik yolsuzluk ve kara para ekonomisi

Türkiye’nin bu noktaya nasıl geldiğini anlamak için mevcut siyasi yapının organize suç örgütlerine nasıl fırsatlar sunduğuna ve Erdoğan rejiminin kontrolsüz gücünün ülkeyi bir suç merkezi hâline getiren süreçleri nasıl tetiklediğine yakından bakmak gerekiyor.

Son yıllarda yargı ve kolluk kuvvetlerinde yaşanan tasfiyeler, rejime sadık kadroların atanması ve ekonomik çıkarlar doğrultusunda yapılan düzenlemeler, Türkiye’yi yalnızca bir kokain geçiş yolu değil, aynı zamanda bu ticaretin en büyük aktörlerinden biri hâline getirmiştir.

Raporda çizilen tablo, uyuşturucu trafiğini yalnızca sınır güvenliği meselesi olarak değil; yargı bağımsızlığı, siyasi koruma, vatandaşlık politikaları ve kara para ekonomisinin birleştiği yapısal bir rejim sorunu olarak ortaya koyuyor.
Küresel kokain güzergâhı

Türkiye’nin merkezinde bulunduğu yeni transit zinciri

1 Latin Amerika Kokain üretiminin ve büyük kartel ağlarının yoğunlaştığı kaynak bölge.
2 Limanlar ve deniz rotaları Büyük konteyner sevkiyatlarının ve uluslararası lojistik ağlarının kullanıldığı aşama.
3 Türkiye Transit, depolama, dağıtım ve suç gelirlerinin sisteme sokulduğu merkez.
4 Avrupa ve Orta Doğu Uyuşturucunun yeniden dağıtıldığı yüksek değerli tüketim pazarları.

Hukuk devletinin ortadan kaldırılması ve kurumların yozlaştırılması

Türkiye, Erdoğan rejimi altında hızla küresel kokain ticaretinde önemli bir transit ülke hâline gelmiştir. Rejimin siyasi ve ekonomik politikaları, Türkiye’yi yalnızca kara para aklama ve uyuşturucu ticareti için bir merkez yapmakla kalmamış; ülkeyi mafya-siyaset ilişkilerinin derinleştiği ve organize suçların güç kazandığı bir kaosa sürüklemiştir.

Türkiye’nin bu karanlık ticaretin içinde daha da derinleşmesi, Erdoğan hükümetinin hukuk devleti anlayışını tamamen ortadan kaldırması ve devlet kurumlarını yozlaştırmasıyla doğrudan bağlantılıdır.

Suç ekonomisini besleyen yapısal düzen

1 Yargı ve kolluk üzerindeki siyasi kontrol Bağımsız denetimin zayıflaması, soruşturmaların siyasi tercihlere göre yönlendirilmesi.
2 Kolay ikamet ve vatandaşlık düzeni Kaynağı yeterince sorgulanmayan sermayenin ve yabancı suç ağlarının ülkeye yerleşebilmesi.
3 Kara para ekonomisi Kayıt dışı paranın gayrimenkul, şirketler ve çeşitli yatırım araçları üzerinden sisteme sokulması.
4 Mafya-siyaset ilişkileri Organize suç çevrelerinin siyasi koruma ve kamu kurumlarındaki bağlantılarla güç kazanması.

Erdoğan’ın yargı ve kolluk güçlerine müdahalesi

Erdoğan rejimi, 2016’daki sözde darbe girişiminden sonra yargı ve kolluk kuvvetlerinde büyük tasfiyelere gitmiş ve yerlerine sadık kadrolar atamıştır. Bu süreç, Türkiye’de hukukun üstünlüğünü zayıflatmış, organize suç örgütlerinin devletle iş birliği yapmasını kolaylaştırmıştır.

2013’teki yolsuzluk skandallarıyla ortaya çıkan yargıdaki çürümüşlük, darbe sonrası dönemde daha da derinleşmiş ve Erdoğan hükümetine yakın isimlerin yasa dışı faaliyetlere göz yummasına neden olmuştur.

Raporun işaret ettiği temel tehlike

Bugün Türkiye’de kokain ticareti yapan büyük suç örgütleri, yargı ve güvenlik güçlerinden aldıkları destekle faaliyetlerini neredeyse özgürce sürdürebilmektedir.

Ekonomik çöküş ve kara para aklama cenneti

Erdoğan rejimi, ekonomiyi çökerttikten sonra çözümü vergi aflarında ve kara para aklamaya karşı düzenlemeleri gevşetmekte bulmuştur. Türkiye’nin kara para aklama cenneti hâline gelmesi, rejimin ekonomik başarısızlıklarını gizlemek ve devletin mali kaynaklarını artırmak amacıyla yürüttüğü politikalardan kaynaklanmaktadır.

Özellikle zengin yabancılara kolay vatandaşlık verilmesi ve kaynağı sorgulanmayan yatırımlar, Latin Amerika kartelleri gibi suç örgütlerinin Türkiye’yi bir üs hâline getirmesine olanak tanımıştır.

Erdoğan’ın liderliğindeki AKP hükümeti, kara para aklama operasyonlarına karşı etkili bir mücadele yürütmek yerine bu kirli paraların ülkeye akmasını sağlayarak ekonominin karanlık yüzünü büyütmüştür.

Türkiye’nin mafya devleti hâline gelmesi

Türkiye, mafya ve devletin iç içe geçtiği bir ülke hâline gelmiştir. Özellikle aşırı sağa yakın bazı organize suç örgütleri, Latin Amerika’daki uyuşturucu kartelleriyle doğrudan bağlantılar kurarak kokain ticaretinde önemli roller üstlenmeye başlamıştır.

Bu grupların Erdoğan hükümetiyle yakın ilişkileri, kokain trafiğinin Türkiye üzerinden Avrupa ve Orta Doğu’ya sorunsuz biçimde ulaşmasına imkân tanımaktadır. Erdoğan rejimi altında mafya-siyaset ilişkilerinin bu denli derinleşmesi, Türkiye’nin uluslararası alanda itibar kaybetmesine neden olmuştur.

Erdoğan iktidarında yargının işlevsizliği

Erdoğan rejiminin yol açtığı en büyük tahribatlardan biri, yargı sisteminin neredeyse tamamen işlevsiz hâle gelmesidir. Türkiye’de kokain ticareti yapan büyük suç örgütlerinin liderleri, yakalandıktan kısa bir süre sonra serbest bırakılmakta ve faaliyetlerine kaldıkları yerden devam etmektedir.

Yargıdaki bu yozlaşma ve Erdoğan’a bağlılıkla şekillenen kadrolaşma, suç örgütlerine adeta dokunulmazlık sağlamaktadır. Kokain ticareti yapan bu örgütler, Erdoğan hükümetinin yargı üzerindeki kontrolü sayesinde Türkiye’deki varlıklarını güçlendirmekte ve uluslararası uyuşturucu ticaretindeki yerlerini sağlamlaştırmaktadır.

Erdoğan’ın iktidarının sonucu ve Türkiye’nin dünyadaki yeri

Erdoğan, Türkiye’yi yalnızca bir kokain ticareti merkezi hâline getirmekle kalmamış, aynı zamanda ülkeyi organize suç ve yolsuzluk batağına sürüklemiştir. Ülkedeki siyasal ve ekonomik çöküş, Türkiye’nin kara para aklama ve uyuşturucu trafiği açısından cazip hâle gelmesine yol açmıştır.

Erdoğan’ın kontrolündeki devlet yapısı suç örgütlerine fırsatlar sunarken, Türkiye halkı bu yozlaşmış düzenin bedelini ağır biçimde ödemektedir. Rapora göre Türkiye üzerinden geçen kokain ticaretinin yıllık değeri 5,8 milyar dolara kadar ulaşmaktadır ve bu ticaretin ardındaki aktörler Erdoğan rejiminin yarattığı yolsuzluk ortamından beslenmektedir.

Bu düzenin Türkiye’ye çıkardığı fatura

1

Devlet kurumlarına ve yargıya duyulan güvenin çökmesi.

2

Organize suç örgütlerinin ekonomik ve siyasi nüfuz kazanması.

3

Kara para girişinin ekonomik başarı görüntüsü altında normalleştirilmesi.

4

Türkiye’nin uluslararası uyuşturucu rotalarında merkez ülke olarak anılması.

Çıkış yolu: Rejimi ve sistemi değiştirmek

Türkiye’nin bu bataktan kurtulması köklü reformlarla mümkündür. Erdoğan rejiminin kontrolündeki yargı ve güvenlik güçlerinin bağımsızlaştırılması, kara para aklamayla gerçek anlamda mücadele edilmesi ve uluslararası iş birliğiyle kokain ticaretinin kökünün kazınması gerekmektedir.

Ancak bu reformlar, Erdoğan’ın iktidarda kalması durumunda pek mümkün görünmemektedir. Türkiye, yeniden bir hukuk devleti olabilmek için rejim değişikliğine gitmeli, yargı sistemini siyasetten arındırmalı ve organize suçlarla mücadeleye öncelik vermelidir.

Çıkış için zorunlu adımlar

Suç ekonomisini besleyen siyasi zeminin ortadan kaldırılması

Yargı ve kolluk kuvvetlerinin siyasi iktidardan bağımsızlaştırılması.

Vatandaşlık, ikamet ve yatırım işlemlerinde paranın kaynağının gerçek anlamda denetlenmesi.

Kara para aklama, liman güvenliği ve uluslararası uyuşturucu trafiğiyle mücadelede şeffaf denetim kurulması.

Mafya-siyaset ilişkilerinin bağımsız yargı önünde bütün bağlantılarıyla soruşturulması.

Türkiye’nin Erdoğan yönetiminde kokain ticaretinde merkez ülke hâline gelmesi, yalnızca ekonomik ve siyasi çöküşün değil, devletin iç işleyişinde mafya ve suç örgütlerinin etkinliğinin ne kadar arttığının da en açık göstergesidir.